ÖĞRENCİLERİ YAZAR, AÇI YAYIMLAR.

DİN, DİN MİDİR? - Mehmet Kaçalin - Öğretmen



     Din, Allah tarafından konulmuş bir kanundur. İnsanlara, yaratılış gayesini ve varoluş hikmetini bildirir. Yüce Rablerine karşı ne şekilde ibâdette bulunacaklarını öğretir. İyi ve faydalı şeyler yapmaya sevk eder, zararlı işlerden de alıkoyar. İlahi kaynaklı bütün öğretilerin temel amacı iyi ve güzel olana yönlendirmedir. Aslında burada çok ciddi bir mesele var ve bu mesele hep dikkatlerden kaçıyor. Peki bu mesele ne? Din kavramını duyan kimselerin aklına hemen sarıklı, cübbeli ve sakallı insanlar geliyor bunun yanında Camilere hapsolmuş bir yaşayış biçimi olarak akıllara kazınmış durumda. Oysa ki gerek Peygamber (a.s) hayatına gerekse Alimlerin hayatlarına baktığımız zaman aslında dinin hayatın ta kendisi olduğunu açık bir şekilde görüyoruz.

       İnsan yapımı bir robot düşünün ve bu robota belli başlı özelliklerin yüklendiğini. Robot bu özelliklerini kullanarak yapabildiği kadarıyla bazı şeyleri üretir. Bu üretimden sonra insanlar robotun ürettiği şeylere ‘’robot şunu yaptı’’ demekten ziyade, bilmem ne şahsının yapımı olan robot şunu yaptı diye lanse ediliyor. Yani bu meseleden şuraya geleceğim, insan hayatı boyunca ürettiği her şeyde sanki kendi özelliğiymiş ve bu yapıtın sahibinin tek başına kendi olduğunu düşünüyor. Oysa insana zaten bunları yapabilme özelliği başta yüklenmişti yani paragrafın başında anlattığımız robot insanın kendisi onu üretense Yaratıcıdır. Din diye belli kalıplara hapsettiğimiz şey aslında İnsanın gördüğü, düşündüğü, ürettiği ya da üretmediği her şeydir. Yani Din; Matematiktir, Fiziktir, Metafiziktir, Coğrafyadır, Psikolojidir, Teknolojidir sayıp sayamayacağımız her şeydir çünkü bunların yapımı aslında tek bir elden gerçekleşmiştir.

       İnsan hayatı boyunca dinin aslında ne demek olduğunu anlamazsa belli başlı mekanlara hapsolmuş dini yaşamak zorunda kalacaktır. Peki dinin ne demek olduğunu anlarsak ne mi olur? Asırlar boyunca dünyaya medeniyet dersi vermiş ve bilgisiyle, ürettiği bilimler ile dünyaya nam salmış bir medeniyet ortaya çıkar. Dini belli başlı kalıplara sığdıranlar ise Farabi’yi, İbn-i Sina’yı, Harezmi’yi, El-Cezeri’yi bunların yanında Endülüs’ü ve diğer İslam Medeniyetlerini hiçbir zaman anlamamış ve anlamayacak olanlardır.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.