ÖĞRENCİLERİ YAZAR, AÇI YAYIMLAR.

Hür Yürekli Genç - Sedanur Özkök - Öğrenci


                         
  Her sabah alarm çaldıktan sonra nefret ettiğin şarkıyla uyanırsın. Tekrar kavuşma hasretiyle son kez baktığın yatağından usulca ayrılırsın. Güneş uyanmadan uyanan bedeninle, gece boyunca dinlendirdiğin ışığı zar zor bulup açarsın. 5 dakika daha fazla uyuduğun için geç kalma korkusuyla alelacele hazırlanır servise koşarsın. Sabahın köründe okula gitmenin isyanıyla ‘NEDEN?’ soruları meşgul eder zihnini, çalan şarkıyı bile anlamazsın. Teneffüsler için saniyeler saydığın okulun son ziliyle umutlarını sırtlanıp eve varırsın. Soluğu yatağında alırsın…
  Uyursun, uyuyunca geçeceğini sanırsın; biteceğini zannedersin bu sıkıldığın hayatın. Birkaç saatte olsa uzaklaşmak istersin dertlerden. Her gün birbirinin aynısı olan günlerini bir kefene koyup gömmek istersin; yerini bile bilmediğin hiç bulamayacağın bir yere.
  Kaybolup gitmesini istediğin günlerinde sen kaybolup gidersin. Daha  önce adını hiç duymadığın ıssız sokaklarda bir başınaymış gibi hissedersin kendini. İnsanlığın artık ısıtamadığı soğukta minik bir sokak kedisi misali çaresiz gözlerle bakarsın hayata.  
    Artık tek çareye bakma zamanı gelmedi mi?
Başkalarının duaları olan hayatımızı yaşarken ne kadar da çok isyan ediyoruz. değil mi? Onların umut ettiğini yaşarken ne kadar da az şükrediyoruz.
 Bilmiyoruz, gençliğimize veriyoruz. Kendimize yazık ediyoruz.
   Her sabah doğan güneşi görmeyip karanlıktan bahsediyoruz. Kapıyı açan annemizi öpmektense yatağımıza sarılıyoruz. Ata sporu hızlı klavye kullanmak olan biz gençler, vaktimizi boşa harcıyoruz. Oysa boş vakit, boşlukta olanın elindedir.
   Bilmez misin ? Bugünü yarınla bir olan zarardadır. Azdan başla ama başla yaşamaya. Her doğan güneş sende bir yenilik müjdesi getirsin. Bugünün dünden, yarının da bugünden ilerde olsun. Asla oturma arşa kadar yükselmeden. Vaktini vakti verenin yolunda kullan.
  Hür ol, hür yaşa! Kır zincirlerini seni hapsetmeye çalıştıkları isyankar zindandan. Sen çizgilerini onlara göre değil, O’na (c.c)  göre çiz.
   Her gün gitmek zorunda olduğun okuldan keyif almaya bak. Hatırla mesela, biyolojide her bir atom tanesini incelerken ALLAH ’ı. Düşünme yetisi olmayan sulardın kaldırma kuvvetini işlerken gör ALLAH ’ın sanatlarını. Bitkilerin senin için ne kadar çabaladığını gör. Güneşin senin için ne kadar yolu kat ettiğini, bulutların senin için ağladığını ...
  Şu evren düzeninin merkezinde sen varsın, anla! Her şey senin etrafında dönüyor. Hem de her şey! Anla kendi kıymetini. ALLAH’ ın sana ne kadar çok değer verdiğini. Bu değere layık hareketlerde bulun.
  Koca bir okyanustasın. Ama korkama boğmayacak bu su seni; sen çırpınmazsan. Sadece teslim et kendini, bedenini, zihnini, ruhunu, gönlünü. Aynı göklerin, yerin her yaratılanın teslim olduğu gibi Yaradan’a  sen de teslim ol!
  Teslim olduktan sonra ne su boğar seni, ne de ateş yakar. Ne karanlıktan korkarsın ne de karanlıkta kaybolursun. Musa (as)  ol okyanusun ortasında, İbrahim (as) ol ateşin içinde, Yunus (as) ol balığın karnında, Yusuf (as) ol kuyunun dibinde…
  Teslimiyetin seni 1 m2 lik bez parçasında tutsa da yüreğini hür ormanların hür kuşuna dönüştürecek. Gözlerini bir noktaya sabitlese de o gözlere uçsuz bucaksız, altından ırmaklar akan mekânları gösterecek. Seni uykundan uyandırsa da uykudan daha hayırlısıyla karşılaştıracak. 
  Mazlumların katledildiği, ALLAH mekânın başkalarınca sahiplenildiği; yetimlerin aç, aile reislerinin çöp karıştırdığı şu dünyada kendi derdine bir bak.
İsyan ettiğin her şey için utan!
Şükret! Daha önce şükretmediklerin için ALLAH ’a.
 Her yeni eskir, her genç yaşlanır, her doğan ölür. Hiçbir  şey aynı halde kalamaz.’ Elbette bu gençlikte sana veda edecek. Sen gençliğini HAK yolunda hakikatle harcarsan sonsuz gençliği kazanırsın.
Unutma! Sayılı nefeslerini harcayarak sayılmayacak bir zamanı yaşamak için varsın.   Sayılı nefesler için sonsuzu kaybetmeye değer mi hiç?
                                                             


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.