ÖĞRENCİLERİ YAZAR, AÇI YAYIMLAR.

BİR ÇAĞ DA BİZ AÇALIM – Ömer Yayla - Öğretmen


Zaman, tarihin akışına, hadiselerin gelişmesine ve insanlığın ilmi, fikri ve teknik sahalarda katettiği mesafelere göre bölümlerden meydana gelmiştir. Bu bölümlere de “çağ” denmiş…          
                Hele şu 21.nci asırda çağ anlayışı tamamen teknolojinin gelişmesine göre değerlendiriliyor. Yani teknolojik gelişmeler sayesinde atom bulunuyor, atom çağı; uzaya çıkılıyor uzay çağı; bilgisayar bulunuyor, adı üstünde bilgisayar çağı; hızlı bilgiye ulaşım ,bilgi çağı vb….Oysa çağ zekanın ürettiği yenilikler fuarının adı değildir. Hem ne zamandır çağların adı plastik buluşların ismi ile anılır oldu.
                Çağ ve medeniyet madde ile değil mana ile ölçülmeli. İnsana insanca yaşamasını sağlayamayan, onun özgürlüğüne, hürriyetine katlanamayan bir çağın değişmesi düşünülebilir mi? Çağ 1400 sene evvel İslam nizamının gelip müşrik cahiliyesinin zulmüne dur dediği, insana kulluk etmekten kurtarıp, Hakk’a kul yaptığı zaman değişmiştir. Çağ yine baskıcı yönetimlerin halkı zulme boğduğu, despot idarecilerin gönüllerince kural koyduğu bir devirde Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederek İslam nizamını getirip zulme dur dediği, insana insanca yaşama hürriyeti getirdiği zaman değişmiştir.       
                Dev bombaların canavarca insan katlettiği şu zamanda çağın değiştiğini ifade  ederken Karun’ların, Firavun’ların, Nemrut’ların çağına dönüşten mi bahsediyorlar? Hz. Ömer mü’minlerin emiri olunca soruyor: ”Bir hatamı görürseniz nasıl doğrultursunuz” Cevap veriyor bir mü’min “Kılıcımızla ya Ömer” Çağ işte böyle değişir. Çağın değişmesine bir başka örnek: Fatih mahkeme huzuruna çıkarılıyor. Hakkında verilen hüküm kesindir. Elleri kesilecek. İşte o tarihte, o saat ve o anda yani Fatih hükme razı olduğu o dem çağ değişmiştir. Şimdi nerde kaldı mana çağı?
                Her insan bir dünya. Bir insanı hak yola getirebilen bütün dünyayı fethetmiş gibi kazançlı… Biz de bir insan bir dünyayız. Kendimizden başlamak üzere fethe çıkalım. Önce kendi gönül fatihimiz olmakla başlayalım. Zira gönül ülkesinin askerleri bitkin, silahı kırık dökük, kalesi yıkık olursa, gönülleri fethe çıkabilir mi? Kendi kendimizi fethetmekle bir çağda biz açalım. Bunu için var mıyız?, gözyaşlarımızla gönüllerimize tövbe abdesti aldırıp yeniden teslim olmaya?       
                Makam, mevki, ihtiras, kapris, israf, dünyevileşme vs mikrobundan kurtulup açların, mazlumların, kimsesizlerin yanında saf tutarak bir çağ açabiliyor muyuz? Haramdan, kul hakkından kaçarak adalete sarılabiliyor muyuz? Kur’an ve sünneti kendimize rehber ediniyor muyuz? Birbirimizi Allah için sevebiliyor muyuz? İşte size çağlar…!

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.