ÖĞRENCİLERİ YAZAR, AÇI YAYIMLAR.

EŞİT AĞIRLIK ÖĞRENCİSİ OLMAK - Betül Masat -Öğrenci


    
    Toplumumuzun en büyük sorunlarından biri, önyargı. Ne kadar kolaymış aslında oturduğumuz yerden hakkında az bilgi sahibi olduğumuz konular ile ilgili atıp tutmak,  kendi yaptığımız işin zorluklarını biliriz ve diğerlerinin daha zor, daha üstün olmasına tahammül edemeyiz. Sonra önyargılarımız devreye girer “Benim ki daha zor, onda ne var ki, senin işin kolay…” gibi.
    İnsan gerçekten bir şeyleri yaşamadan anlayamıyormuş ama ben yine de belki başkaları bu önyargıları yaşamadan da kırabilir diye bu yazıyı yazıyorum.
    Yaklaşık 2 ay kadar önce büyük bir riski göze alarak sayısaldan eşit ağırlığa geçme kararı aldım. Benim için büyük bir risk olmasının sebebi 3 senelik lise eğitim hayatım boyunca hiç böyle bir şeye ihtimal vermedim ve sözel dersleri tamamen hayatımdan çıkardım şimdi ise benim için hayatın dönüm noktası. Tarih deyince bilmediğim ortaya çıkmasın diye o ortamdan uzaklaştığım, Edebiyat deyince şairlerle ve yaşadıklarıyla dalga geçtiğim Coğrafya deyince yaşadığım ilçe olan Bafra’nın ova olduğunu yeni öğrendiğim bir alana –Eşit Ağırlığa- geçiyordum. Ama yine de düşünmeden edemiyordum “Nasıl olsa daha kolay”.
    Artık tam anlamıyla bir eşit ağırlık öğrencisi olup şu an ki sınıfım olan 12/E de ilk dersime girdiğimde kafam karışmaya başlamıştı. Duyduğum terimler, öğrencilerin derse olan ilgi ve alakası, yapılan yorumlar bunlar bir zamanlar benim ve benim gibi sayısal olan öğrencilerin bildiğini zannettiği şeylerle uyum sağlamıyordu herkesin küçümsediği hatta bazen öğretmenlerin bile böyle düşündüğü öğrenciler bunlar olamazdı.
   Günler, haftalar geçtikçe o hayatımdan çıkardığım sözel dersler hayatıma anlam kattı, renk verdi her biten gün için üzülmeye başladım eşit ağırlığa neden daha erken geçmedim diye kendime kızdım. Fizikte gördüğüm konular geldi aklıma “itme momentum, tork, denge, atışlar…” bunları hayatta nerde hangi alanda kullanacağımı, hayatımın geri kalanında nerelerde karşıma çıkacağını sorguladım ve cevap bulamadım. Sonra Tarihe döndüm şu kısacık bir zamanda bile bana kattığı şeyler buraya yazmakla bitmez. Coğrafya desen doğada her gördüğümüz taş deyip geçtiğimiz sert maddelerin aslında bin bir çeşit kayaç türü olduğunu öğrendim. Edebiyat ’da ise o görüp bazen gülerek bazen gülümseyerek okuduğumuz şiirlerin, yazıların aslında ne zorluklarla, nasıl yazıldığını öğrendim ve bunlar muazzam şeyler.
    Şahsım adına şunu söyleyebilirim ki aslında eşit ağırlık öğrencisi olmak kolaya kaçmak değil aynı zorlukta olan dersleri daha büyük bir zevkle çalışmakmış. Bana soracak olursanız Eşit Ağırlığa geçtiğimden beri daha az çalışmıyorum ve inanın bana daha rahat da değilim sadece şu an yaptığım işten zevk alıyorum. Sanırım bütün meselede buymuş hangi işin daha zor olduğu değil hangisinin sana daha çok zevk verdiği. Şimdi düşünüyorum da iyi ki Eşit ağırlık öğrencisiyim.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.