ÖĞRENCİLERİ YAZAR, AÇI YAYIMLAR.

SORUMLULUK - Muhammed Taşgın


Doğduk, önce etrafımızı tanıdık, sonra konuştuk, yürüdük ve şöyle böyle elimiz kalem tutar yaşa geldik. Birçok sorumluluğu üstlendik ve bazen bu sorumluluklar altında bunaldık, ezildik.
   Neden yaptık bunu? Annemiz istedi diye mi o çöpü atmaya çıktık? Babamız istedi diye mi ders çalıştık? Yoksa öğretmen zorladı diye mi ödev yaptık? Tabii ki evet. Çevremiz bize sorumluluklar yükledi, diyebilirsiniz.
Bir düzen var bu dünyada. Eğer birileri doktor olmazsa mühendisler ölür. Birileri mühendis olmazsa işçiler de ölür. Kelebek etkisiyle hepimiz ölürüz değil mi? Ama merak etmeyin siz bu gün ölseniz bu sistem işler. Siz çalışmazsanız yerinize çalışan bulunur. Kendini yenileyen sıkıntısız işleyen bir çark var karşımızda. Ama bu sistemimiz bir yerde tıkanıp kalıyor sanki. İnsanlar arasında kusursuz işleyen bu sistem insanın içinde tık bile demiyor gibi. Parası olanın kalbi yok. Kalbi olanın parası yok. İkisine de sahip olanım belki de seveni yok. Belli ki bir yerlerde bir sistem çökmüş. Belki de bu çarkın en önemli dişi kırık. Düzen sorumluluklardan oluşuyor demiştik. Şimdi en başa gidelim. Biz hangi sorumluluğumuzu atladık da bunun eksikliğini yaşıyoruz. Yazıyı okumayı bırakıp ilk insandan beri ne yapmayı bıraktık da böyle oldu diye düşünebilir misiniz?

Ben düşündüğümde dikkatimi çeken en önemli şeyin ibadet olduğunu farkettim. İbadetler Allah’ın bize verdiği sorumluluklar değil midir?
   Peki, namaz hangi düzeni sağlıyor? Oruç tutmamak ya da Kur’an okumamak hangi düzende aksaklıklar oluşturuyor da bunlardan sorumluyuz?  İnsanlığın ilk gününden itibaren sorumluyduk değil mi? 
Allah bize birtakım sorumluluklar verirken bizim ona kulluk etmemize, bu sorumlulukları yerine getirmemize ihtiyacı yoktu, bunu herkes bilir. Belki de kaçırdığımız nokta bizim sorumluluklara ihtiyacımız olmasıdır.
  Biz insanoğlu akıl sahibi ve yoldan sapan varlıklarız. Birbirimize zulmeder, hak yeriz. Bu yüzden Allah kendi hükmünü verdi. Biz insanoğlu birbirimizi anlamayız, bu yüzden oruç tutup birbirimizi anlamamız gerekti. Biz insanoğlu birbirimize yardım etmeyiz, bu yüzden bize zekat ve sadaka emredildi. Biz insanoğlu okumayı, araştırmayı ve saygı duymayı bilmeyiz. Bu nedenle bize "Oku!" denildi. Bir işe kendimizi kaptırır ve sorumluluklardan kaçarız bu yüzden bize, bizim için çok önemli olan namaz verildi. Kısacası biz insanların, yaşayabilmek için, bizi yaratanın bizim için emrettiği şeylere uymaya ihtiyacımız vardı, bu nedenle bize bir peygamber ve sorumluluklar verildi.
   Rızık derdine düşmememiz gerektiği söylendiği halde daha çok para kazanmak, daha iyi bir araba alabilmek için çalıştık. Kardeşsiniz denildiği halde insanlara kin güttük. Böbürlenmeyin denildiği halde haddimiz aştık, kibirlendik. Ve çökmüş olan bu sistemde hatayı hep birbirimize attık. Peki ne yapmalıyız?
  Biz bu çarkta  kendimize düşeni yerine getirmeliyiz. İnsanlara iyiyi ve doğruyu göstermeliyiz. Yarın bu çarkı döndürenler bizler olacağız. İnsanlara ilk sorumluluklarını hatırlatabilecek tek kitleyiz. Bunu 1400 yıl önce tek başına başarmış olan bir örnek duruyorken biz neden çok büyük bir kitle olarak hatta imkanlar daha fazla iken yapamayalım? Bu çarkı biz döndürmezsek başkaları kendi çarkını döndürecek. Yoksa yine sorumluluktan mı kaçıyoruz?

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.