ÖĞRENCİLERİ YAZAR, AÇI YAYIMLAR.

BAĞLANMA - Betül Yanık - Öğrenci


     Hakîkat, hilkatten ayrılmama durumu. Dibini, en içini derûni bir vaziyette tahlil etme ciddi bir eylemdir. En başa, ilke, birinciye ve kadim olana ulaşma, orada kalma. En nihayetinde “istikbal köklerde.” Mevlana hazretlerinin pergel metaforu gibi; ayağının biri yaradılışından kopmama noktasında sabitken diğeri alem alem gezinmeli. İşte bu birinci vasıftan kopmama durumu ancak kendini bilmek, tanımak, bulmakla mümkün. Kendini bulan insanın -ya da bulmaya çabalayan- bu yolculukta karşısına çıkan ilk kapı “bağ kapısı”.
      Bağlanma ihtiyacı, insanlık tarihi kadar eskidir. Âdem'in elmaya, İbrâhim'in Hacer'e, Meryem'in iffete, Firavun'un kendine, Züleyha'nın Yusuf'a, Yusuf'un kuyuya, sahâbenin Resûlullah'a, Mevlana’nın Şems'e, Câriyenin Yavuz'a, Yavuz'un Hicaz'a, Fatih'in İstanbul'a, Necip Fâzıl'ın kaleme, bir Yahudi’nin davasına olan bağını bilirsiniz.  Yani bu bağ bazen bir insana, bazen bir davaya, kitaba, kaleme, bir kıza ya da bir buza olabiliyor. Ve birçok şaire başlıyor söyletmeye; ben sana mecburum bilemezsin, yakarım bu şehri yüzünde bir tebessüm için, bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar, ayağı yere mi basar zülfüne berdâr olanın, ellerinizden öpeyim ellerimi bırakmayın...
        Ve bir de dost için, dosta, dostça bağlananlar var ki yazının konusuydu bu. Zarifoğlu'nun dizelerindeki “Dost, bu eli sıkı tut” daki bağ. Nuri Pakdil'in Erdem Bayazıt için yazdığı o şiirin “beton duvarlar arasında bir çiçek açtı, siz kahramanısınız çelik dişliler arasında direnen insanlığın” dizesindeki bağ. İzdiham’ın da dediği gibi “ihtiyaçtan fazla dost edinmek haramdır.”
         Ve ismet özel ekler; “sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde”  Bunca çarkın arasında bağı sağlam tutabilmek zor iş tabii. Demek savaş bu savaş; çarkların ve bağların savaşı.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.