ÖĞRENCİLERİ YAZAR, AÇI YAYIMLAR.

GENÇLİK NEREYE?... - Ömer Yayla Öğretmen


Günümüz gençliği oturmasından kalkmasına, yemesinden içmesine, giyiminden kuşanmasına, inancından kültürüne kadar çok müthiş bir savrulmayı yaşayabilmektedir. Sanal bir âlemde sanal bir gençlikle karşı karşıyayız. Annesinin babasının yediğini yemeyen, onların giydiğini giymeyen, onların oturup kalktığı insanları hakir gören, onların değerlerini küçümseyen, onların inançlarını hafife olan veya hiç dikkate almayan, kendine bile yabancılaşan bir gençlikle karşı karşıyayız. Etrafa baktığımızda bu tür gençlerin sayısal çoğunluğu geleceğe dair ümitlerimizi kırmaktadır. Teknolojinin, cep telefonunun, internet'in, facebook'un hayatımıza girmesiyle birlikte gençliğin zihni ve gönlü darmadağınık oldu. Hayattan bıkmış, çevresinden kopmuş, her türlü değere sırtını dönmüş, kültüründen uzaklaşmış, hedeften yoksun bir hale gelmiştir.  
                 Bazı gençler üniversiteye giderken sadece evlerinden ayrılmıyorlar. İnançlarından, kültürlerinden, kimliklerinden, değerlerinden, önemsediklerinden velhasıl onlarda şahsiyet inşa eden her ne varsa hepsini terk edip başkalaşıyor, yabancılaşıyor. Üniversite adı altında içine girdiği ortam çok farklı, arkada bıraktığı hiçbir şey sanki buralarda geçerli değilmiş gibi, güya özgürlük adı altında cehenneme sürükleyici her şeyin geçer akçe olduğu ve bu yolların kırmızı halılarla döşenmiş bir ortama girmiş oluyor. Üniversiteler adeta her şeyin konuşulduğu, her türlü değerin yok sayıldığı, namus ve sadakat mefhumlarının hiç de konuşulmadığı, geçerli olmadığı mekanlarmış gibi davranılıyor. Birçok gencimiz, birçok açıdan, acı ama gerçek, üniversiteye gittiği gibi geri gelmiyor.
                 Fakat tüm bunlara rağmen “ateşler içinde olduğu halde yanmayan gençlerimiz” de yok değil elhamdülillah.Buda ümitlerimizi yeşermektedir      
                Teknolojinin her türlü dayatmasına rağmen, etrafına saran ve haline getirilen sınırsız cinsellik sarmalına takılmayan gençlerimizin varlığı da bizi sevindirmektedir.            
                Peki, gençlerimiz nasıl kurtulacak?          
                Öncelikle anne ve babalar, o artık bir üniversiteli, koskoca adam, büyümüş kız-oğlan neyin ne olduğunu  biliyor denmeyecek, denilmeyecek. Yediğine, yatağına varıncaya kadar, kimlerle arkadaş olmuş, nerelere, kimlere takılıyor, neler okuyor bütün bunlara varıncaya kadar her halükarda takip edilecek, takip edildiği kendisine de hissettirilecek. Hayvanları meraya salar gibi saldım çayıra, mevlam kayıra diye bir şey yok. Senin sahip çıkmadığına, senin değerlerinin düşmanları sahip çıktığında iş işten geçmiş oluyor. Böyle olunca da sana geçmiş olsun, oluyor.  
                Yapılacak olan çok zor değil. Yeter ki zamanında yapılsın.             
                 Allah'ını tanıtacaksın, tanıtmakla kalmayıp, Onsuz olunamayacağını kavratacaksın.        
                 Kur’anını, yol kılavuzunu, hayat rehberini tanıtacaksın, tanıtmakla kalmayıp bir yaşam biçimi, hayat tarzı haline getirmesi için gayret göstereceksin.      
                 Peygamberini tanıtacaksın, iki dünya saadetinin rehberinin o olduğunu öğreteceksin.  
                 Kur’an ile olanın, Peygamber ile olanın Allah tarafından mahzun bırakılmayacağını öğreteceksin. Allah ile olan mahzun olur mu?

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.